MTSO Başkanı Şerafettin Aşut’un Demeci

 MTSO Başkanı Şerafettin Aşut’un Demeci

_DSC1634Terör gündemi sarmalından kurtulmak zorundayız

Son 2 -3 yıldır ülke çapında ekonomide ciddi bir atalet, iş dünyasında ciddi bir durgunluk var. Arka arkaya gelen yerel seçimler, Cumhurbaşkanlığı seçimi, iki kez tekrarlanan genel seçimler ekonomiyi hep ikinci, hatta üçüncü planda bıraktı. Geçmişe nazaran rahatsız edici bir seçim politikası izlenmese de yinede gündem ekonomi olmaktan çıktı ve siyasete kaydı. Bu anlamda ekonominin bu kadar uzun süre ihmal edilmesi, koalisyon tartışmalarının getirdiği istikrarsızlık ve siyasi kavgalar ülkede uzun süredir var olan ve son 10 yılı aşkın süredir ekonomiye can veren o istikrar sürecine zarar verdi. Üretim sıkıntıya girdi, ekonomimizin omurgası olan ihracat 150 milyar dolar bareminde sıkışıp kaldı ki 2023 için 500 milyar dolar ihracat hedefine doğru büyük bir motive ile koşuyorduk…

Son zamanların en büyük mülteci akını ile karşı karşıyayız

Bu yetmezmiş gibi, aynı zamanda artarak devam eden çevre ülkelerdeki sorunlar. Özellikle Suriye sorunu ve dünyanın son zamanlarda gördüğü en büyük mülteci akınına maruz kalmamız, dış politikanın ülke ekonomimiz için ne kadar hayati olduğunu gösterdi. Bu noktada iş dünyası olarak devletimizin karar verdiği bir politikanın doğru ve yanlışlığını konuşmak gibi anlamsız ve gereksiz bir polemiğe girmek bizlerin işi değildir. Devletimiz bir karar vermişse bize düşen devletimizin arkasında durmak ve üretmeye, yeni pazarlar bulmaya, insanımıza iş ve aş vermeye devam etmeye çalışmaktır. Biz de böyle yaptık. Ancak, Suriye, Mısır, Irak gibi ticaretimizde önemli olan ülkelerin ve komşularımızın kendi içlerinde yaşadıkları siyasi ve sosyal sıkıntıların bize yansımasının olumsuz etkilerini de ağır bir şekilde yaşadık ve yaşamaya da devam ediyoruz. Mısır’ın Afrika ve Arap Yarımadası’na olan çıkışımızı kapatması, Suriye’deki sıkıntıların alternatif güzergahı ortadan kaldırması, hem ihracatımızı hem de bu pazarlara olan lojistiğimizi olumsuz bir şekilde engelledi.

Gerçek gündem ekonomi olmalıdır

Daha kötüsü, bu sorunları ülkemizin içine taşımaya çalışan güçlerin ülkemizin sosyal huzurunu bozma çabaları ve gündeme oturan terör eylemleri ekonomiye, ülkemizin son zamanlarda yarattığı olumlu imaja doğrudan yansıdı. Artık bu sarmaldan sıyrılıp, birileri tarafından bize biçilen gündemden sıyrılıp, ülke olarak kendi gerçek gündemimize dönmemiz gerekiyor. Milletimizin ve devletimizin bütünlüğüne, kardeşliğine kast eden her türlü teröre ve teröristlere karşı devletimizin verdiği tavizsiz duruşun arkasındayız. Öte yandan terörden etkilenen bölgelerdeki vatandaşlarımızın vatandaşlık haklarının; eğitim, sağlık, özgürce dolaşma hakkının sağlanması adına devletimizin gösterdiği çabayı sonuna kadar destekliyoruz. Yani, insanımıza karşı sonsuz şefkat ve değer verme; teröre karşı tavizsiz duruş iş dünyasının arkasında durduğu bir politikadır. Terörle gündeme getirilmek istenen ve yapay bir Suriye ortamı yaratılmak istenen bölgelerde güvenlik güçlerimizin huzuru tekrar sağlamaya başlamaları sevindirici bir haberdir. Bu anlamda, milletimizin huzuru ve devletimizin varlığı adına verilen bu büyük mücadelede canlarını veren tüm güvenlik görevlilerimize, askerlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Yaralı gazilerimize acil şifalar diliyoruz.

Terörün geleceğimize ipotek koymasına izin veremeyiz

Artık hepimize düşen gerçek gündemimize dönmektir. Hükümetimizin 3- 6- 12 aylık eylem planı gerçek gündeme dönme anlamında çok önemli bir adımdır. Ekonomi ülkenin geleceğidir, sosyal huzurudur. Ekonomi ne kadar güçlü olursa, sosyal huzur o kadar artar. Elbette ülkenin demokratikleşme sorunları var. Yeni bir anayasa ihtiyacı var. Adaletten eğitime ciddi sorunlarımız var ama tüm bunlar ekonomi ihmal edilmeden eş güdümle ilerlemesi gereken konulardır. Bir yandan siyasi istikrarı, huzuru ve birlikteliği

sağlayabilmeliyiz, diğer yandan Türkiye’nin son derece inandığımız orta uzun vadedeki pozitif hedeflerini ele alıp reform alanlarına kesintisiz olarak odaklanabilmeliyiz. Terörün Türkiye’nin potansiyelini ortaya çıkaracak reform alanlarından uzaklaştırmasına kesinlikle izin vermemeliyiz. Aksi takdirde Cumhuriyeti kuran atalarımızdan bu gün bu mücadelede canlarını vatan için veren kardeşlerimize kadar bu hakkı ödememiş ve geleceğimize sahip çıkmamış oluruz.

İş dünyası gelecek adına her daim umutludur

Tüm bunları bir umutsuzluk yaratmak adına değil, aksine tüm bu sıkıntılara rağmen devletimizin ve iş dünyamızın bu sıkıntılı coğrafyada ayakta durabilme başarısını belirginleştirmek için bir kontrast çiziyorum. Başarı diyorum çünkü bir yandan etrafımızdaki ateşin yansıması olan terör eylemleri, bir yandan ateşe çekilmeye karşı direnen bir ülke, bir yandan her şeye rağmen sosyal huzurunu koruyan, ekonomisini, döndüren bir ülke…

Bu noktada, tüm bu başarıların ve ayakta kalabilmenin ardında, bu bölgedeki ülkelerden farklılık gösterebilmenin ardında yatan, artık bir asra yaklaşan Cumhuriyetin bize kazandırdıklarını görmek gerekiyor. Her çabaya rağmen parçalayamadıkları, bölemedikleri, ayrıştıramadıkları bir millet; öte yandan, her şeye rağmen sorunların arasında slalom yapan ve kendi yolunu çizen, küresel ekonominin parçası olmaya devam eden bir Türk iş dünyası… Bunlar aslında gecenin ardındaki şafağı ve aydınlığı bize gösteriyor. Bizler iş dünyası olarak gerçekçi insanlarız. Kötümser insan girişimci olamaz ki. Biz, ülkemizin geleceğinden çok ama çok umutluyuz. Çünkü insanımızı tanıyoruz, Cumhuriyetimizin kazanımları olan değerlerin yarattığı gücü biliyoruz. Aslında böylesi zor zamanlar bizim kendi içimize dönme zamanları olmalıdır. Etrafımızdaki sıkıntı yaşayan ülkelere baktığımızda bu ülkelerin sıkıntı yaşadığı, onları bu hale getiren konuları iyi irdelemeli ve eğer bizde de benzer sorunlar varsa, şimdiden başkaları müdahale etmeden biz kendi irademizle bunları düzeltmeliyiz. Bu bir taviz değil, aksine ülkemizin gücüne güç katmaktır. Örneğin ortak akıl ile daha demokratik bir Anayasa hazırlamak, hukuk sistemimizde tarafsızlığı sağlayacak sistemi kurmak, eğitimde bizi 21. Yüzyıla hazırlayacak reformları yapmak, ekonominde yapısal reformları gerçekleştirmek, özgürlükleri genişletmek, eğitime odaklanmak vb. Daha birçok konu sayılabilir. Bu konularda yapılacak reformlar, özgürlüğü, bireysel özgürlükleri arttıracak adımları atmak ve etnik-din kökeni ne olursa olsun her bir insanımızı bu Cumhuriyetin onurlu bir vatandaşı yapacak düzenlemeleri ve kucaklamaları gerçekleştirmek bizi gelecekte her zorluk karşısında ayakta tutacak şeyler olacaktır. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası olarak, Mersin iş dünyası olarak bu değerlerin peşinden gitmeye devam edeceğiz.

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.