Panel: Kadınlar, özyönetimi ve örgütlü mücadeleyi konuştu

 Panel: Kadınlar, özyönetimi ve örgütlü mücadeleyi konuştu

8 mart panel-2

Akdeniz Belediyesi ve KJA-Kongreya Jinen Azad (Özgür Kadın Kongresi) işbirliğiyle, ‘8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ kapsamında, “Özyönetim ve Kadın” konulu bir panel düzenlendi. Panelde konuşmacılar, kadınların savaş, şiddet ve sömürü karşısındaki direnişi ve örgütlü ve kararlı mücadelesinin önemine vurgu yaptı.

Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Akdeniz Belediyesi’nin düzenlediği farklı etkinliklerle hafta boyunca gündemdeki yerini koruyacak. Akdeniz Belediyesi KJA-Kongreya Jinen Azad (Özgür Kadın Kongresi), gün dolayısıyla bir panel düzenledi. “Özyönetim ve Kadın” konulu panelin moderatörlüğünü Akdeniz Belediye Meclisi üyesi Ayşe Aydoğan yaptı. Belediye konferans salonunda gerçekleştirilen panele Akdeniz Belediyesi Eş Başkan Yüksel Mutlu, Eş Başkan Yardımcıları Sebahat Gençtarih Cebe ve Ülfiye Özcan, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Eş Başkanı Didar Gönül Gül’ün yanı sıra çeşitli kadın örgütü temsilcileri ile çok sayıda kadın katıldı. Panelistler, kadınların örgütlü mücadelesinin, şiddete, savaşa ve sömürüye karşı direnişinin önemine vurgu yaptılar.

“Tecrit her yerde”

Konuşmasına, 2016 yılının başında Silopi’de öldürülen DBP PM üyesi Seve Demir, Silopi Halk Meclisi Eş Başkanı Pakize Nayır ve KJA aktivisti Fatma Uyar’ı anarak başlayan KJA Sözcüsü Panelist Ceylan Bağrıyanık, KJA’nın kendi hakikatini inşa etme adına yola çıktığını dile getirdi. Bugün bütün alanlarda KJA’nın mücadelesini yürüttüğüne değinen Bağrıyanık, “Ama içinde bulunduğumuz süreçle ilgili farklı bir gerçeklik var. O da halkların kendi kendilerini özgürce yönetebilmeleri gerçekliğidir. Ulus devletin tek tipleştirici ve tek renkle bütün topluma faşizan bir biçimde uyguladığı politikalar nedeniyle devletsiz bir toplumu benimseyen bir perspektife sahibiz. Tabi ki kadın özgürlüğüyle birlikte toplum özgürlüğü sağlanacaktır. Kadınların gündemi sadece kadın sorunlarıyla ilgili olmamalıdır. Toplumu ilgilendiren bütün konular, önce kadınları ilgilendirir” şeklinde konuştu.

Kamusal alanda kadınların eşit düzeyde yer alması konusunun, kendileri açısından eşit olarak temsiliyete tekabül ettiğini vurgulayan Bağrıyanık, “Bunun Anayasal düzenlemeyle güvence altına alınması gerekmektedir. Ama bir de erkeklerin dokunamadığı ve sızamadığı, kadınların kendi özgür yaklaşımlarıyla yaşayabildiği alanlar olmalıdır. Bunlar da özgün, özerk ve kendilerini örgütleyebildikleri yönetim alanları olmalıdır. Bütün halklar, kültürler ve inançlar kendi özyönetim süreçlerini geliştirebilmelidir. Bu da demokrasinin esas belirleyicisidir. Bununla birlikte kadınlar da kendilerini özgür ve özerk olarak yönetebilmelidir” dedi.

Kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddetin politik olduğunu ifade eden Bağrıyanık konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Bu şiddet önleyebilmenin tek bir yolu var. Seve, Pakize, Sara yoldaşlarımız gibi bedelleri çok ağır ödenmiştir ve ödenecektir. Daha az konuşup daha fazla mücadele etmenin daha önemli olduğunu söylemek istiyorum. Alanlarda, meydanlarda kadın özgürlüğünün savaşçısı olmaya devam edeceğiz. Bugün bütün vahşet uygulamalarına karşı o yıkık dökük kentlerde bile kadınlar bir araya gelebiliyorlar. 8 Mart’lar vesilesiyle direniş günlerini kutlayabiliyorlar. Bizim her şeyimizi elimizden alabilirler ama umudumuzu ve inancımızı asla alamazlar”.

“Bu süreç kadınlarla birlikte örülecek”

Panelistlerden Eski Bostaniçi Belediye Başkanı Gülcihan Şimşek ise, kültür ve ekonomi alanlarında demokratik özerklik çerçevesinde özyönetim modelini içeren sunumunu yaptı. 1857’de yaşanan haksızlığa, adaletsizliğe karşı kadınların bir mücadele başlattığını kaydeden Şimşek, “Belki 1857’den sonra 8 Mart emekçi kadınların günü olarak kutlanıyor. Ama kadınlar tarih boyunca bu sömürüyle mücadele etmiştir. Şengal’de 7 bin kadının katledilmesi, pazarlarda satılması erkek aklının ürünüdür. Sıcak bölgelerde yine en çok kadınlar katlediliyor. Bu açıdan demokratik özerklik, özyönetim gibi kavramlar, aslında kadının elinden alınan haklarını tanımlıyor. Bu süreç kadınlarla birlikte yeniden örülecektir. Toplumda yaşanan bu süreci kadın değiştirecek, kadın dönüştürecektir. Bu kavramlarla kadını tamamıyla toplumdan uzaklaştıran zihniyete karşı, kendi kültürünü, ekonomisini açığa çıkaran bir süreci algılamak gerekiyor. Bugün kültürün, doğal yaşamın insanlardan kopuk hale geldiğini görüyoruz. Bu yüzden bu kavramlar bizden uzak, bilmediğimiz kavramlar değildir. Aksine bizden uzaklaştırılan ve koparılan haklarımızın yeniden kazanılması için yaptığımız mücadelenin adıdır” diye konuştu.

“Her yasak kendi isyanını doğurur”

Kadının önce kendinin, sonra çevresinin ve en son olarak ülkenin özgürlüğünün yaygınlaştırması için kadın dayanışmasını hissetmek gerektiğini dile getiren Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği kurucusu Halime Güner de, 1975 yılından bu yana mücadelenin içerisinde bulunduğunu belirtti. Sunumunda, “Barışın Toplumsallaşması” üzerine hazırladığı sinevizyon gösterimini de katılımcılarla paylaşan Güner, “Bu davayı, inandıktan sonra önce kendimiz ve kendi özgürlüğümüz ve özyönetimimiz için, yani emeğimize, kimliğimize, bedenimize sahip olma duygusuyla, sonra çevremize, bulunduğumuz alanlara yayabilmek çok kıymetlidir. Bunu da inanarak yapabiliriz. Yanımızdakinin elini tutmak, konuşmak, birlikte yürümek, kadın dayanışmasını hissetmek çok kıymetlidir” dedi.

Aradan geçen bu 40 yılı aşkın süredir ilk kez bu dönemde 8 Mart’ların bu denli yasaklı ve savaş ortamı içerisinde olduğuna işaret eden Güner, her yasağın kendi isyanını doğurduğunun altını çizdi. Güner, “80’li yıllarda da antidemokratik uygulamalar yaşandı. Hepimizin elimizden siyasi partiler, dernekler alındı ve evlerimize kapandık. Sonra özel alanımızı sorguladık. Bir de baktık ki çok sevdiklerimiz, eşlerimiz, babalarımız, ağabeylerimiz, özel alan içerisinde aslında bize kadın olmaktan kaynaklanan ayrımcılıklar yaşatmaya başladılar. O sorgulama bizi, ‘özel alan politiktir’ sloganıyla buluşturdu. Eğer ki her yasak kendi isyanını doğuracaksa, bu seneki bu yasaklar, bize, kadınlara hangi isyanları getirecek merak ediyorum. Öngörüm daha çok dayanışmak ve daha çok bir arada olmak” dedi.
Soru ve cevap bölümünün ardından panel sona erdi.

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.