Sıfırdan Zirveye Çıkanlar…

 Sıfırdan Zirveye Çıkanlar…

sibelcan-klip_640Sıfırdan Zirveye çıkmış sekiz ünlü ismi sizin için derledik. İlginç hayat hikayeleri ve zirveye çıkmak için verdikleri mücadeleler sizi çok şaşırtacak…

Denizli’nin Sarayköy ilçesinde, öğretmen bir anne-babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Lisedeyken Hafta Sonu dergisinin düzenlediği ses yarışmasına katıldı. Nilüfer’in birinci olduğu yarışmada, 6’ıncı olabildi. Bu ‘Minik Serçe’nin kanatlarının ilk kırılışıydı
Ziraat fakültesine başladı, bir yıl sonra ayrıldı. 19 yaşında evlendi ve plak yapma hayallerinin peşinden İstanbul’a geldi. ‘Haydi Şansım’ adlı ilk albümü sadece 50 kopya sattı! Hayal kırıklıkları, hayat kırıklığına dönüşmedi. Her şeye rağmen, ‘avaz avaz şarkı söylemeye’ devam etti. İşine kalbini koydu, ekol ve okul oldu.

Muhteşem sesiyle sahnelerin en başarılı sanatçısı olan Ebru Gündeş de genç yaşına rağmen kendini çok iyi yetiştirip eğiten sanatçılar arasında.
İlkokul bittikten sonra konfeksiyon işçisi olarak çalışmaya başlayan Gündeş, sanat dünyasına da küçük yaşlarda girerek büyük ses getirdi. Başarılı sanatçı, kendini her geçen gün daha da geliştiren ünlülerden.

“Otlar büyür, kuşlar uçar, dalgalar kumları yalar. Ben de insanları döverim!”
Kebtucky’nin Louseville kasabasında 1942’de doğdu. Babası tabela boyacısı annesi ev hanımıydı. Babası ona bir bisiklet aldı, hayatı değişti!
Bir gün birinin bisikletini çaldığını gördü. Koştu ama yakalayamadı. Gördüğü ilk polise gidip, çalanı yakalarsa döverek öldüreceğini söyledi. Karşısındaki memur, hafta sonları ‘geleceğin şampiyonları’ adlı organizasyonda ders veren amatör bir boks eğitmeniydi. Onu boksla tanıştırdı. Kısa sürede önce Amerika, sonra olimpiyat şampiyonu oldu.

Ya tozu dumana katarsın ya da tozu dumanı yutarsın!
1953 yılında Adana’da dünyaya geldi. Küçük yaşta ailesinin geçimine katkıda bulunmak için seyyar satıcılık yapan babasının asistanıydı. Bir gün topla oynarken, tezgahı devirince babasından okkalı bir tokat yedi, hayatı değişti!
Babasının isteği üzerine Motor Sanat Enstitüsü’ne gitti ancak ikinci sınıfta devamsızlıktan okulu bıraktı. Önce mahallede, sonra okul takımında, sonra Adana Demirspor’da oynadı. Sonunda Galatasaray’a geldi. Artık ait olduğu yeri bulmuştu. Önce futbolcu sonra teknik direktör olarak, büyük başarılara imza attı.

Kenyalı Müslüman bir baba ile Kansaslı Amerikan bir annenin oğlu. 4 Ağustos 1961’de, Hawaii’da dünyaya geldi. İki yaşındayken anne ve babası boşandı. Melez olduğu için okulda hem siyahlar hem beyazlar tarafından dışlandı. Üniversiteye annesinin zoruyla girdi. İlk yıllarda alkol ve uyuşturucuya dadandı.
Yokluklar içinde okudu. Mezun olduktan sonra iyi para kazanacağı bir iş bulmak yerine toplum örgütleyicisi olmayı kafasına koydu. Ancak hiçbir STK, ona iş vermedi. Farklı sektörlerde çalıştıktan sonra üniversitede hukuk dersleri verdi. ABD Temsilciler Meclisi’ne ikinci denemesinde girebildi.

Kemal Sadık Gökçeli, 1922’de Adana’nın bir köyünde dünyaya geldi. Van’dan Adana’ya göç eden Nigâr Hanım ile çiftçi Sadık Efendi’nin oğluydu. Küçük yaşlarda hastalık yüzünden sağ gözünü kaybetti. Beş yaşındayken, babasının kan davası yüzünden vurulmasına şahit oldu. Ortaokuldayken bir yandan da çırçır fabrikasında işçilik yaptı.
Ancak yoksulluk yüzünden ortaokulu son sınıfta terk etti. Kütüphane memurluğu, ırgatlık, traktör sürücülüğü, çeltik tarlalarında kontrolörlük yaptı. Ortaokulda yazıyla tanışmış olması hayatının yönünü değiştirdi. Siyasi suçlardan iki kere cezaevine girdi. 30 yaşında gazeteciliğe başlarken, yeni bir isim seçti kendine: Yaşar Kemal. Cumhuriyet Gazetesi’ndeyken, Türk edebiyatının klasikleri arasına giren İnce Memed romanını tefrika olarak yayınladı.

Kendi halinde bir ailenin çocuğuydu. Mahalle günlerini, Boğaziçi Üniversitesi yılları izledi. Bu karşıtlık sayesinde kendi ülkesini hem içeriden hem dışarıdan gözlemleyip, Turist Ömer Zekası (TÖZ) edindi. Elalemi kendisine güldürerek başardı! Taksim’in arka sokaklarında, Türkiye için yeni bir iş olan ‘stand-up’ gösteriye başladı.
Türkler’e Türkler’i anlatıyordu. Reklam ve PR’la değil, tavsiye zinciriyle, insanlar kuyruk oldu. Sırrı, gelenlere bekledik-lerinden fazlasını verebilmesiydi. Kariyeri için gereken ‘çekirdek beceri’si, insanları güldürme yeteneğiydi. Onu zirveye çıkaran, ‘beklenenden fazlasını’ vermesi idi,

Ünlü şarkıcı, ailesinin ekonomik yetersizliğinden dolayı 12 yaşında okulu bırakarak, sahneye çıkmaya başladı. Küçük yaşta sahne aldığı Maksim, bu yüzden birkaç günlüğüne kapatılmıştı.
Her şeye rağmen kendini geliştirmeyi ihmal etmeyen Sibel Can, şimdilerde iyi derecede İngilizce konuşuyor. Politikadan, güncel olaylara kadar fikir beyan etmekten çekinmeyen Can, artık üniversite mezunlarına bile taş çıkaracak bilgiye sahip.

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.